Mamak'ta asker arkadaşım Ö'nün yanında kalacağım. Ö orta boylu, hafif uzun dağınık saçları olan, bir mahalle kahvehanesi işletmesine rağmen oldukça giyimine kuşamına dikkat eden, kadın ve futbol hastası, inanılmaz bir hafızaya sahip, müşterileri tarafından çok konuşması dışında sevilen bir adam. Benimde şu hayatta nadir sevdiğim insanlardan, basit bir asker arkadaşı değil benim için, çok konuşması bile hoşuma gidiyor, anlatığı hikayeleri ancak üçüncü ya da dördüncü kez anlattığında sıkılıyorum, hatta bazı hikayeleri var ki, tekrar anlatması için ısrar ediyorum. Anlattığı olayları/öyküleri her defasında tekrar yaşıyor, her defasında yeni ayrıntılar hatırlıyor, hatırlayamadığı yerde hayal gücü devreye giriyor. Benim üstümdeyse hipnoz etkisi yaratıyor adeta.
***
Yıllardır cüzdanımda duran adresinin yazılı olduğu buruşuk kağıtla dükkanda içeri girdim. Ö elinde bir tepsi çay dağıtıyordu, radyo da Ferdi Tayfur çalıyordu, bir masaya oturdum on dakika boyunca beni farketmedi, çay ver buraya diye seslendim, sesimi hemen tanıdı. Telefonda onu ziyarete geleceğimi söylemiştim ama gününden bahsetmemiştim. Bütün işini bırakıp geldi kucaklaştık, sohbete koyulduk. Bir müddet sonra kahvenin ihtiyarları homurdanmaya başladı, homurtuları duymuyordu, anlatıyordu sadece, homurtular yükselince, elemanı kovdum işlere yetişemiyorum dedi. Çenendendir senin işe yetişememen, hadi sen çayları yap ben dağıtıyım dedim, önce gülümsedi sonra birden yüzü asıldı, okkalı bir küfür sallayıp sen misafirsin dedi, ben de okkalı bir küfür salladım, çayları yaptı, dağıttım. Akşama kadar bir yandan sohbet edip, bir yandan çay dağıttık, havanın kararmasıyla birlikte kahve sakinleri birer birer dağıldı, büyük bir sessizlik çöktü. Birer çay yaptı, birer sigara yaktık. Nerden attı bu rüzgar dedi, 'O' na gidiyorum dedim. Anlamıştım dedi. Bir hafta senin başındayım dedim, bir hafta ne, istediğin kadar dedi. Sağol dedim. Sustu, sustu, neden şimdi dedi. 'O' haberi söyledim, yine sustu. Böyle konuşkan neşeli bir adamın bile içini kararttığım için kendime küfürler savurdum. Lafı değiştirdim, neden kovdun elemanı dedim, üzgün suratı bir anda nefretle yırtıldı, emeğimi çalıyordu pezevenk dedi, aylarca yaptığı takipleri, çay bardak şeker hesaplarını ince ince anlattı anlattı, anlattıkça rahatladı rahatladı, tüm nefretini kustu, durdu. Güldüm, gülme dedi, kızma dedim, geçti dedi.
***
18 Ocak 2014 Cumartesi
9 Ocak 2014 Perşembe
..
Bilinç altı çok garip, sanki silmiyor hiç birşeyi, bi gün bi rüyada karşısına çıkıveriyor yıllar öncesi tüm ayrıntısıyla. Sanki uykuya yatmadan hemen önce gerçekleşmiş gibi. Uzun zaman olmasına rağmen hala rüyalarımda görüyorum, bazen çok güzel, bazen çok kötü oluyor bu rüyalar. Ama artık sıkıldım. Zaten sıkılmadığın bi sik mi var götünü siktiğim. Sende haklısın. Haklıyım tabi piç. Tamam sus, ne diyodum, aklımdakiler uçtu gitti.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)