Mevzu bahis sevip sevmemekten çıktı, olay artık üzülüp üzülmemek.
Mütemadiyen bunalıyorum, hele de gece inime çekilip, gerçek anlamıyla yalnız kaldığım anlarda. Düşünüyorum, nedenli nedensiz, gerekli gereksiz, saçma sapan.
Mesele onla olup olamama meselesi değil çoktandır, olamayacaz kabul, başka biri gerçekten sıkıntı değil.
"O zaman" dedi biri, "o zaman sorun ne" cevap veremedim, ta ki geçen güne kadar. Bi anda, kendiliğimden anlayıverdim. Mesele o değil artık. Mesele benim, kendimim.
Bi şiir geldi aklıma, yıllarca önce hissettiklerim, heyecanlarım canlanıverdi zihnimde (kalbimde deil). O zaman üzüldüm işte kendime. Ben dedim bi zamanlar bu duyguları hissediyordum gerçekten ve şuanda bunları birine hissetmek çok uzak geliyor bana. Nasıl hissediliyor bunlar, unutmuşum. Zaten bu mevzunun son zamanları kafam da kabul etmiştim bittiğini, biliyodum artık olmayacağını. Fakat terkedildiği anda insan, içindeki tüm duygu kırıntılarını toparlayıp başlıyor onu kaybettiği için üzülmeye. E yavşak bi cümle önce biliyodum diyodun, ee biliyosun ama ulaşılamayan her zaman daha çekici geliyor işte insana, ne demiş herif "kavuşursan meşk olur, kavuşamazsan aşk olur." Gerçekten böyle ama, sadece gönül mevzularında değil, neyi arzularsan onu elde edemediğin sürece o senin için bi tutkuya dönüşüyo.
NOT: İmla ve noktalamanın ta amını ırzını sikiyim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder