ortaokulda türkçeçi (türkçe alıp satan kadın/erkek) günlük yazdırırdı. tarihi atar sonra uyandım okula gittim geldim uyudum kayda değer bişey olmadı yazardım. bir ortaokul bebesinin kayda değer neyi olcak günlük. o günlerden yazar olamayacağım belliydi, bak amına kodumun günlüğü iyi bir yazar demiyorum, alelade bi yazar bile olmaz benden. üşengeç adamdan bi bok olmaz günlük. insan üşendi mi hoşlandığı insanın peşinden gidesi bile gelmiyo. allah kimseyi üşendirmesin.
neyse yine ortaokulda, ramazan ayında bana mektup yazıp aşkını ilan eden kızın mektubunu, iftardan sonra 3 arkadaş okumuştuk, sonra kıza olumsuz yanıt verdim, kız herkesin içinde tahtaya çıkıp önce adımı altına da seni seviyorum yazdı, utandım, yapma dedim etme dedim, dinletemedim, seni müdür müavinine şikayet ederim dedim, blöf yapıp hocanın odasına yürüdüm, blöfüm tuttu, kız tahtadaki yazıyı silmek yerine benim ismimi silip eski sevgilisinin adını yazdı. bi kaç gün sonra mektubu birlikte okuduğum arkadaşlarımdan biri mektubu kıskanıp bu kız banada aşkını itiraf etti demişti. ortaokulda insan aşk mektubu mu kıskanır günlük. bu absürd olayla başlayan gönül meselelerimin ilerde de iyi olmayacağını ortaokul bebesi halimle kestiremezdim tabi.
bunları niye mi anlatıyorum? be ağzına sıçtığımın günlüğü sen kimsin de ben sana bişey anlatıyım, kendini nimetten mi sayıyosun canım sıkıldı yazıyorum alla allaaaa.
o zaman bi şarkı patlatalım
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder